Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel değerlendirme, tanı ve tedavi için bir sağlık uzmanına başvurunuz.
Bir yaranın iyileşmesi; yeterli kan akımına, enfeksiyonun kontrol altında olmasına, yaraya baskı yapılmamasına ve vücudun genel durumuna bağlıdır. Bu koşullardan biri ya da birkaçı bozulduğunda yara haftalarca, hatta aylarca kapanmayabilir. Beklenen sürede iyileşme belirtisi göstermeyen bu yaralara kronik yara denir. Diyabetik ayak yaraları, uzun süre yatağa bağlı kalan hastalarda görülen bası yaraları (dekübit), damar hastalıklarına bağlı bacak yaraları ve ameliyat sonrası açılan yaralar bu grubun sık görülen örnekleridir.
Plastik cerrahi denince çoğu kişinin aklına estetik ameliyatlar gelir. Oysa yara iyileşmesi ve doku kayıplarının onarımı, plastik cerrahinin temel uğraş alanlarındandır. Bu yazıda kronik yara ve diyabetik ayak tedavisinde plastik cerrahın hangi aşamalarda yer aldığını anlatıyoruz.
Diyabetik ayak yarası çoğunlukla birden fazla sorunun bir araya gelmesiyle oluşur: sinir hasarı nedeniyle hissedilmeyen bir sürtünme ya da küçük bir kesi, bozulmuş dolaşım nedeniyle yavaşlayan iyileşme ve yüksek kan şekerinin kolaylaştırdığı enfeksiyon. Bu nedenle tedavi de tek bir bölümle sınırlı kalmaz. Endokrinoloji, kalp ve damar cerrahisi ya da girişimsel radyoloji, enfeksiyon hastalıkları, ortopedi, yara bakım hemşireliği ve plastik cerrahinin birlikte çalıştığı multidisipliner bir yaklaşım, ayağın korunması açısından önemlidir. Plastik cerrah bu ekipte özellikle cerrahi temizlik, yaranın kapatılması ve doku onarımı aşamalarında görev alır.
Yüksek kan şekeri, vücudun mikroplarla mücadelesini zayıflatır ve yara iyileşmesini yavaşlatır. Yaranın seyri büyük ölçüde kan şekerinin düzenli tutulmasına bağlıdır. Bu nedenle tedavi sürecinde endokrinoloji ya da dahiliye hekiminizle birlikte ilaç ve beslenme düzeninizin gözden geçirilmesi gerekir. Yeterli protein alımı ve genel beslenme durumu da iyileşmeyi doğrudan etkiler.
Kan akımı yetersiz olan bir dokuda yara kendiliğinden kapanmakta zorlanır, yapılan bir onarım da tutunamayabilir. Bu nedenle tedaviye başlamadan önce ayak nabızları muayene edilir; gerekli durumlarda ayak bileği-kol basınç indeksi, Doppler ultrason ya da anjiyografi gibi incelemeler yapılır. Damar darlığı saptanırsa, yara üzerinde kalıcı bir cerrahi onarım planlanmadan önce dolaşımın balon, stent ya da bypass gibi yöntemlerle düzeltilmesi gerekebilir.
Diyabetik ayak enfeksiyonları kısa sürede derin dokulara ve kemiğe yayılabilir. Yaradan kültür alınması, kemik tutulumunu araştırmak için röntgen ya da MR gibi görüntüleme yöntemleri ve uygun antibiyotik tedavisi bu aşamanın temel adımlarıdır. Ciddi enfeksiyonlarda hastaneye yatış ve damar yoluyla antibiyotik tedavisi gerekebilir.
Ölü, enfekte ya da iyileşmeyi engelleyen dokuların temizlenmesine debridman denir. Kronik yara tedavisinin temel adımlarından biridir ve çoğu zaman birden fazla kez tekrarlanması gerekir. Amaç, yarayı iyileşebilecek sağlıklı bir zemine dönüştürmektir.
Yaranın üzerine özel bir sünger ve kapalı bir örtü yerleştirilir, bir cihaz yardımıyla kontrollü vakum uygulanır. Bu yöntem yara akıntısının uzaklaştırılmasına, ödemin azalmasına ve yara tabanında sağlıklı doku oluşumunun desteklenmesine yardımcı olur. Çoğunlukla yarayı greft ya da flep ile kapatmaya hazırlamak amacıyla kullanılır. Her yara için uygun değildir; dolaşımı yetersiz ya da enfeksiyonu kontrol altına alınmamış yaralarda tek başına bir çözüm olarak düşünülmez.
Yara tabanı temiz ve canlı hâle geldiğinde, yüzeyel ve geniş yaralar vücudun başka bir bölgesinden alınan ince bir deri parçasıyla (deri grefti) kapatılabilir. Kemik, tendon ya da eklemin açıkta kaldığı derin yaralarda ise kendi kan dolaşımıyla birlikte taşınan dokular, yani flepler kullanılır. Flepler yakın bölgeden çevrilerek ya da mikrocerrahi ile vücudun uzak bir bölgesinden taşınarak hazırlanabilir. Dekübit yaralarında da temizlik ve basının ortadan kaldırılmasının ardından, uygun hastalarda flep ile onarım yapılabilir.
Diyabet hastaları için yeni bir yaranın oluşmasını önlemek, var olan yarayı tedavi etmek kadar önemlidir. Günlük alışkanlıklar bu konuda belirleyicidir:
Ayağınızda yeni bir yara, su toplaması, nasır altında kararma, kızarıklık, sıcaklık artışı ya da şişlik fark ederseniz beklemeden hekiminize başvurun. Yarada kötü koku ya da iltihaplı akıntı, kızarıklığın bacağa doğru hızla yayılması, ayakta ya da parmaklarda siyahlaşma, yüksek ateş ve titreme, kan şekerinin olağan dışı yükselmesi ve genel durumun bozulması ise acil değerlendirme gerektirir. Bu durumlarda en yakın acil servise başvurulmalıdır.
Kronik yara tedavisi sabır gerektiren bir süreçtir; hastanın ve ailesinin pansuman, ayak bakımı ve kontrol randevularına uyumu tedavinin seyrini belirler. Her yaranın nedeni ve tedavi planı farklıdır; uygun yaklaşım muayenede değerlendirilir. Ayrıntılar için kronik yaralar, dekübit ve diyabetik ayak sayfamıza göz atabilirsiniz.
Doç. Dr. Mustafa Kürşat Evrenos · Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı
Kesin tanı ve kişiye özel planlama için hekim muayenesi gerekir.